17 Ağustos 2014 Pazar


                              KIZIL`I DUDAKLARIN`DA
                         KARAYI GÖZLERİN`DE SEVDİM..
                             ATEŞ İDİ BAKIŞLARIN
                            BİR BAKIP , BİN YANDIM...

13 Ağustos 2014 Çarşamba




GİTME ! EYLEME BU YÜREĞİ ATEŞ İLE TARUMAR..
GİTME ! BİR MAHŞER MESAFESİ UZAKLIKTA DURMA..
GİTME ! BOĞULMASIN BU AŞK HIÇKIRIKLARDA..
GİTME ! DUYDUĞU HER SES SELA OLMSAIN BU GÖNÜLE ..

EY SEVGİLİ GİT !
GİDECEKSEN BİR CENNET-İ ALA GÖNÜLE
GİT ! SENİ YÜREĞİNDE Kİ CENNETLERE SULTAN EDECEK GÖNÜLE 
GİT ! SANA AB-I HAYAT OLUCAK GÖNÜLE
GİT ! GÖZYAŞLARIM UZAKTAN İZLESİN MUTLULUĞUNU
GİT ! EY SEVDA-İ MUTLAK`IM , AŞK`IN EN DURU HALİ
EY GECENİN EN ZİFRİ HALİ EY GÜNDÜZÜN EN AYDINLIK HALİ
EY AŞK`INA ÖMÜRLER YAKTIĞIM 
EZANI BEKLER GİBİ BEKLEDİĞİM 
SANA HUZUR`U MUTLULUĞU VERECEK GONULE GİT !!!

GİTME !!!



     AŞK RAHMAN`İDİR GÜLÜŞÜN CENNET
     YÜREĞİM KOKUNA HASRET
     GÖRMEK İFLAH EYLEMEZ BENİ
    YÜREĞİN YÜREĞİME TOPRAK OLMADIKÇA...

    BAKAR DURUR BİÇARE GÖZLER
    KIYAM DURUP , AŞIK ÖZLER
    MEKTUPLAR İFLAH EYLEMEZ BENİ
    YÜREĞİN YÜREĞİME TOPRAK OLMADIKÇA...

  EY SEVGİLİ ! AYRILIKTAN ETME SÖZ
  BIRAKMA ELLERİMİ KOMA YABANLARDA
  DURMA ÖYLE IRAK IRAK
  NEFES ALAMAM BU DİYARLARDA
  VUSLAT İFLAH EYLEMEZ BENİ 
  YÜREĞİN YÜREĞİME TOPRAK OLMADIKÇA.....

    /SAHİBUZZAMAN/

19 Mart 2014 Çarşamba

ÇOCUKLUGUMUZ VE ZAMANIN ANLAMSIZLIGI

Neresinden başlamak lazım ? Neresinden hatırlamak ? Yada unuttugumuz neresi var ? Belkide hayatta ki en korkusuz sevinçlerimiz di onlar belki de tereddütsüzce gülüşlerimiz... Her taraftan tutacak bir şeyler var her tarafta bulacak bir çok hatıra.. Hepimizin en içten en samimi gülüşlerimizin olduğu zamanlar. Masumluğun en güzel zamanları ve hayatın dağdagasından uzak bir yaşam.  Herşeyden öte çirkin vasıfları henüz tanımamış olmakmıydı bizi böyle mutlu eden ? Sahi neydi  bir günü bir yıl gibi yaşamamızın sebebi ? Belki de içimizde ki masumluktan zaman bize yetişemiyor olabilirmiydi ? Saflığın duruluğun bir armağanımıydı bize bunlar?  Kim bilir belki de dünyada ki tek kirliliği çamurdan tozdan bilmemizdi. !
Dünya`nın içinde ki türlü türlü kirlilikleri nerden bilebilirdik ki oysa sadece  üstümüz başımız kirleniyordu bizim. Dikenli tellerin arasından geçerken üstümüz başımız yırtılıyordu. Ayakkabımız eskirdi, pantalonumuzun dizleri eskirdi, ya düşerdik dirseklerimiz avuçlarımız yara olurdu yada su birikintisine attığımız taş birimizin başına gelirdi. Ne olursa olsun çocuktuk MUTLUYDUK biz hayatı en saflıgı ve durulugu ile yaşıyorduk. Bir güne bir dünya sığdırıyorduk bitmiyordu gülüşlerimiz .....


30 Ocak 2014 Perşembe

ZAMAN VE ÇOCUKLUKTAN GELEN BİR KOŞTURMACA ....

Hayat boyu arayış içerisindesindir. Çocukken koşmaya bir başlarsın durmak mı asla ! Bazen duraksarsın engeller çıkar karşına.Hayatın bitmeyen kargaşası içinde defalarca düşersin koşarken. Defalarca yaralanırsın dizlerin kabuk bağlar , defalarca canın yanar... Çocukken alışmıssındır buna her düştüğünde yaralansan bile kalkmayı öğrenmişsindir. Yaraların kabuk baglasa bile bilirsin geçecektir , izi kalsa bile.Çocukken dizlerinde bacaklarında kollarında belki bazen kaşında yüzünde kalan yara izleri büyüdükçe yüreğinde ve zihninde kalır....

Evet geçer elbet o yaralarda alışırsın çünkü o izlerle yaşamaya. Hep farklı bir koşturmaca içinde olursun  çünkü çocukken başladın daha sen koşmaya. Bazen koşarken fark etmezsın etrafındakileri öyle hızlı koşarsın ki neyi , kimi , neleri geçip gittiğini fark etmezsin bile. Belkide senden birşeyleri göremeden geçtin hızla. Bazen yine duraksarsın yavaşlarsın ama öyle yorulmuşssundur ki etrafına baksan bile yine göremezsin  fark edemezsin oralarda sana ait olabilecek birşeyler olduğunu. Sanki bir perde inmiştir gözüne  ne kadar süzmek istesende bulanık görürsün.
Sonra toplarsın yine gücünü aklını kalbını birleştirip ,  uzun bir koşu yapmak isterce geri çekilmişken atılmak istersin ileriye doğru. Tüm hırsınla azminle saldırırsın koşmak için  ama yine yerdesindir hiç ummadığın bir taş`a takılmışssındır. Yine yar`a bere içerisinde kalırsın. Defalarca yavaşlatır seni  bu düşüşler. Peki koşmaktan vazgeçermisin ? Durdurur mu seni bu düşüşler ? Koşmaktan aldığın keyfi son buldurur mu ? Asla! Çünkü çocukken alıştın sen buna her düştüğünde kalkmayı öğrendin. Her düştüğünde toprağın tozun sana güç kattığını öğrendin. Bilirsin çünkü ayağa kalktığında herşey çok farklıdır. Öğrenmişsindir zaman denen birşey vardır...

Çocukken fark edemezdik zamanın nasıl geçtiğini. Ev`e döndüğümüzde anlardık  zamanın nasıl akıp gittiğini. Büyüdük belkide hala öğrenemedik zamanın biz farkına varmadan yitip gittiğini. Kırdık bazen en yakınlarımızı. Anlayamadık belkide onları. Belki bilmeden kırdık bazen onları. Belkide en yakınımız dediklerimizi tam tanıyamadık.Samimiyetin verdiği güvenle düşünemedik onları.Geriye dönüp baktığımızda hep koştuğumuzu gördük zihnimizde. Çünkü insan en büyük yaraları yüreğinde taşır ve yanlızca kendisi bunu yaşar.

Akıp giden zamanın farkına varmak dileği ile.....

27 Ocak 2014 Pazartesi

Kaçış... Dönüş...



An olur tutulur kalırsın , tüm çaresizliklerin içerisinde. Binlerce kilometre gidersin zihninde. Binbir seneryo kurarsın ufukların ötesinde. Tüm bunlar bazen bir kaçış ve bazen sadece bir dönüş içindir. Bazen kaçmak istersin herşeyden,  herkezden , yaşadıklarından. Boğar seni tüm bunlar. Bazende dönmek istersin bazı keyifli günlere. Zihninde dönersin aylarca yıllarca geriye. Sadece senin bildiğin bir yolculuk yaparsın. Bazen yıllar sonraya bazen yıllar önceye. Tek amacın vardır. Bulundugun o an ki hali değiştirmek....




Çünkü hüzünlenir bazen yürek durduk yere. Tek başına uçsuz bucaksız bir yolculuk yaparsın. Gözlerini açtığında ise fark ettiğin şey zamanın akıp gittiğidir. Yapabileceğin ne vardır ? Elinden ne gelir ? Seni tutsak eden şey nedir ? Sorarsın ha bire kendine. Bitmez soruların ama asla aradığın cevabı bulamazsın...
Peki asıl amacın nedir ? Geçmişi geri getirmek mi ? Geleceği düzenlemek mi ? Bulunduğun an`ı kurtarmak mı ?