Evet geçer elbet o yaralarda alışırsın çünkü o izlerle yaşamaya. Hep farklı bir koşturmaca içinde olursun çünkü çocukken başladın daha sen koşmaya. Bazen koşarken fark etmezsın etrafındakileri öyle hızlı koşarsın ki neyi , kimi , neleri geçip gittiğini fark etmezsin bile. Belkide senden birşeyleri göremeden geçtin hızla. Bazen yine duraksarsın yavaşlarsın ama öyle yorulmuşssundur ki etrafına baksan bile yine göremezsin fark edemezsin oralarda sana ait olabilecek birşeyler olduğunu. Sanki bir perde inmiştir gözüne ne kadar süzmek istesende bulanık görürsün.
Sonra toplarsın yine gücünü aklını kalbını birleştirip , uzun bir koşu yapmak isterce geri çekilmişken atılmak istersin ileriye doğru. Tüm hırsınla azminle saldırırsın koşmak için ama yine yerdesindir hiç ummadığın bir taş`a takılmışssındır. Yine yar`a bere içerisinde kalırsın. Defalarca yavaşlatır seni bu düşüşler. Peki koşmaktan vazgeçermisin ? Durdurur mu seni bu düşüşler ? Koşmaktan aldığın keyfi son buldurur mu ? Asla! Çünkü çocukken alıştın sen buna her düştüğünde kalkmayı öğrendin. Her düştüğünde toprağın tozun sana güç kattığını öğrendin. Bilirsin çünkü ayağa kalktığında herşey çok farklıdır. Öğrenmişsindir zaman denen birşey vardır...
Çocukken fark edemezdik zamanın nasıl geçtiğini. Ev`e döndüğümüzde anlardık zamanın nasıl akıp gittiğini. Büyüdük belkide hala öğrenemedik zamanın biz farkına varmadan yitip gittiğini. Kırdık bazen en yakınlarımızı. Anlayamadık belkide onları. Belki bilmeden kırdık bazen onları. Belkide en yakınımız dediklerimizi tam tanıyamadık.Samimiyetin verdiği güvenle düşünemedik onları.Geriye dönüp baktığımızda hep koştuğumuzu gördük zihnimizde. Çünkü insan en büyük yaraları yüreğinde taşır ve yanlızca kendisi bunu yaşar.
Akıp giden zamanın farkına varmak dileği ile.....