Sen içim de hep aynı kalacaksın ! Demişti , Ne olursa olsun yıllar geçip gitse bile değişmeyecek. Sen gök yüzünde ki yıldızlar, güneş ve ay nasılsa benim gönlümde öylesin yerin hep orda. Dökülmüştü sözler dudaklarından.
Anlamıştı imkansızlığın denize düştüğünü. Nasıl çıkacaktı bu deniz`den ? Durdu yine uzunca gök yüzüne baktı ve gözleri geldi aklına.
Tüm bedenini saran bakışları her an aklındaydı.
Zihni dolmuştu o`nunla aklı başında değildi. Anlamıştı ki olduğun yerden zihninle kilometrelerce uzaklara gidebiliyordu insan.
Bir piyano sesi gibiydi yağan yağmurun yere düşen tanelerinin çıkardığı sesler. Belki Dünya o kadar kirliydi ki masumiyetin sembolü gibi huzur doluydu yağmur.
Sıcak bir gülüş sıcak bir bakış bulmak koca dünya da zordu artık. En azından o öyle düşünüyordu. Herkes hayatın hızlı koşturmacası karşısın da yanından geçip gittiği hayatların farkında bile değildi.
Samimiyet bulutlar kadar uzak geliyordu. İnsanlar neden bu kadar kırılgan ve neden bu kadar acımasız ? Sorular bitmeyecek gibi gözüküyordu. Çünkü birbirinden tutarsız o kadar çok şey vardı ki anlam veremiyordu.
İnsan bir aşk ile mi özüne yaklaşırdı. Yoksa buda mı sanaldı yada bir sis bulutu gibi sadece görüntüden ibaretmiydi. Gerçekten varmıydı o hep şiirlere masallara hikayelere konu olan aşklar.
Oysa insan gururu kırılınca nasıl davrandığı ile çıkartırdı birçok hasletini ortaya.
Önce durdu gözlerini kapatıp dinledi yağmurun sesini ; kafasını karıştıran bu sorulardan uzaklaştı bir süre. Hava buz gibi ama o üşümüyordu farkında bile değildi soğuktan kıpkırmızı olmuş yanakları bakışları kısıklaşmıştı.
Evreni duyabilmekti bir çok sorunun çözümü diye düşündü. Acaba dedi tekrar sordu kendine herkes evreni duyabilir mi.
Aslında hayatın bu kadar masum ve güzellik dolu bir yer olduğunun kaç kişi farkındaydı.
Belli kalıplara girmeyi hiçbir zaman kabul etmemişti. Bir sokak köpeğinin gözlerin de gördüğü sevinci yaşamaktı bazen tüm amacı.
Ve anlamıştı ki her sorunun bir cevabı vardı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder